Home / Haberler / Röportajlar / Bir ‘açık görüş’ olarak şiir

Bir ‘açık görüş’ olarak şiir

“1998’de, Bolivya Cumhuri’yeti Cezaevi İşleri Ulusal Müdürlüğü, Cochabamba Vadisi’ndeki bir hapishanenin bütün tutuklularının imzaladığı bir mektup aldı. Tutuklular yetkililerden hapishane duvarının yükseltilmesini talep ediyorlardı, çünkü bu haliyle komşular üzerinden kolayca atlayabiliyor ve onların kurutmak için avluya astıkları çamaşırları çalıyorlardı. Bütçede bu iş için ayrılacak yeterli kaynak olmadığı için, mektuba bir yanıt verilmedi. Mektuplarına bir yanıt alamayınca, tutukluların işe el atmaktan başka çaresi kalmadı. Ve hapishane yakınında yaşayan vatandaşlardan korunmak için çamurla samandan yaptıkları kerpiçlerle duvarı bir hayli yükselttiler..” (Aynalar, Eduardo Galeano)

2

Galeano’nun “kısa öykü” denebilecek anekdotları kıssadan hisseli düşündürücü metinlerdir. Mahpusların duvarları yükselttikleri bu şakaya benzer öykü bana “içeri/içeridekiler,”  “dışarı/dışarıdakiler” meselesini hatırlattı. Üstüm başım sorularla dolu beyin fırtınası yaparken, yirmi yıldır hapishanelerde yatan, Kürtçe ve Türkçe şiirler yazan İlhan Sami Çomak’ın “kedilerin yazdığı ilahi” şiir kitabını okuyunca, Kürt, Kürdistan, Doğu-batı, dağ gibi sözcükler yeni anlamlarıyla yeniden girdi hayatıma.

Kırk yıldır süren siyasal mücadelenin yarattığı kazanımlar, giderek genişleyen kapsam alanı bu muhabbetin konusu değil. Son on-on beş yıldır şiirle başlayan, başka sanat dallarında da uç veren ve sinemayla yeni bir çıkış yapan Kürt hakikati, yeni bir “doğu” imgesi oluşturmakla kalmıyor, tabulardan ve korkulardan oluşan resmi tarihin yalanlarla kurduğu duvarları yıkarak, kendini görünür kılıyor. Hapishanelerden yazılan her mektubun her şiirin, “tarafların” karşılıklı olarak birbirlerini okudukları mektup ya da “açık görüş” olarak algılamak mümkün. Siyasetten sanata her karşılaşma ânını “tanışma ve yeniden tanışma” olarak başlığa çıkarıp buradan mesai yapmam devrime de dağlara da içeriye de dışarıya da dahil. Kötülüklerden oluşan dünyayla baş etmeyi, iyileşmeyi ve özgürlüğü dert eden her şair sözcüklerden, imgelerden oluşturduğu şiirleriyle olduğu kadar, siyasal-sanatsal dünyasının temeli olan hakikatlerle de tanıştırır okuru. Şair İlhan Sami, “gitmek şiir yollar düzyazı” diyerek bize doğru yürüyorsa özelde okura genelde, halklara düşen, bize doğru yürüyen bilgilere, imgelere doğru bizim de yürümemizdir.

Onun içeriden dışarıya yaptığı yolculuğa bizim dışarıdan içeriye bir karşılk vermemiz, duvar bilgisi ve bilinci gerektiriyor. Bizleri buna davet eden pek çok nedenden söz edilebilir; bunlardan biri, dünyayı değiştirme çabasında yenik düşenlerin, onu bir kez daha dünyayı anlaması için başka deneyimlerle, farklı anlam dünyalarıyla karşılaşmasının ve tanışmasının gerekliliğidir. Hapishanede baş etmek, iyilişmek için de yazan şair, şiiriyle duvarları aşıyorsa dışarıda onu karşılamak, şiiri ve şairi açıp okumak aramızdaki sınırları, duvarları aşmanın olmazsa olmazıdır. Şiir, hapishane duvarını iyice alçaltır böylece üzerinden atlayıp kolaylıkla içeri girmek ve dışarı çıkmak mümkün olur. Dışarıdakilerin içeridekileri “unutmaları” var olan duvarları yükseltmektir. Unutuldukça duvar yükselir, içerideki dışarıdakini dışarıdaki içeridekini göremez hale gelir.

İlhan Sami Çomak’ın “kedilerin yazdığı ilahi” kitabından bir şiirle bitirelim: “Patikaya dönüşen caddede yürürken/ Kendimi bir balık alıklığında düşündüm/ Dönüşmek bu olsa gerek./ İsfahan’dan Diyarbakır’a ben inat taşırım/ Benim nazarımda Ağrı’nın gölgesi/ Dicle’ye düşer/ Dicle Kürtçede adres soran bir kadın gibidir Yani biraz çıplak biraz yerleri süpüren/ Ürkekliğin taşbaskısı gibi kendini kurutan/ Kırılan bir dalın çıtırtısıyla/ sevmiş de aldatılmış/ Saçını bir dilin bütün anlamlarıyla ören/ Bir uzunluk bir korkunun eksik yorumu…// Kesirli sayılar karıncalar içindir.”

Sezai SARIOĞLU

http://www.ozgur-gundem.com/yazi/118091/bir-acik-gorus-olarak-siir